İçeriğe geç

Sarı ten rengi olur mu ?

Sarı Ten Rengi Olur Mu? Bir Umut ve Hayal Kırıklığı Hikâyesi

Sarı ten rengi olur mu? Benim için bu soru, sadece bir estetik tartışması değildi; bu, yıllarca süren bir kimlik arayışının, bir anlamda kendimi bulma çabamın en derin noktalarına dokunan bir meseleydi. Şimdi bunu yazarken Kayseri’nin kasvetli kış günlerinden birinde, odamda yazı yazarken hissettiklerimi hatırlıyorum. Dışarıda rüzgar penceremin camlarını tıklatıyor ve ben, duygusal bir düşünceler içinde kaybolmuşken, içimden gelen birkaç kelimeyi döküyorum.

Günlüklerime Sakladığım İlk Sorular

Çocukken sarı tenli olmak bir mesele değildi. Herkesin teni o kadar farklıydı ki, kimse kimsenin rengini ya da görünüşünü yargılamazdı. Ancak, büyümeye başladığımda, Kayseri’nin sokaklarında yürürken bir şeylerin farklı olduğunu fark etmeye başladım. İnsanlar birbirlerini incitmeden, doğrudan bir şekilde dışarıda pek belli etmeseler de, bazen bakışlarındaki küçük farkları fark edebiliyordum. Ve ben, bu farkları yalnızca bedenimde değil, ruhumda da hissediyordum.

O günlerde, günlüklerime yazmaya başladım. Yazmak, bana her zaman bir rahatlama alanı sağlamıştı, ama o günlerde yazmak biraz daha farklıydı. Düşüncelerim bıçak gibi kesiliyordu ve her şey sarı ten rengimle ilgiliydi. “Sarı ten rengi olur mu?” sorusunun yanıtı, bana kendimi keşfetme yolunda bir pusula gibi geliyordu. Günlüklerime yazdıkça, içimde büyüyen bir hayal kırıklığı da vardı.

Bir Gün Renk Seçimi

Bir gün, Kayseri’deki alışveriş merkezlerinden birinde gezinirken, mağazaların vitrinlerine göz gezdiriyordum. Bir elbise gördüm; sarı, canlı bir sarı, ışıklar altında parlıyordu. İçimden “Bunu alırsam, belki biraz daha sarı olabilirim,” diye geçirdim. O anın ne kadar önemli olduğunu belki de o zaman anlamamıştım ama sonra günlerce düşündüm. O sarı elbise, bir anlamda kendimi biraz daha kabul etme, biraz daha ben olma çabamdı. Ama sarı tenli olmak, gerçekten mümkün müydü?

Mağazada, elbiseyi denemek için kabine gittiğimde, yansıması ilk defa beni bu kadar etkiledi. Aynada, sanki sarı bir yüzeyin içinde kayboluyordum. O kadar farklı hissettirdi ki; o an sarı ten rengi gerçekten olur mu sorusu daha da derinleşti. Elbiseyi üzerimden çıkarıp geri koyarken, kalbimde bir kırıklık vardı. Belki de sarı ten rengi, sadece dışarıda arayabileceğim bir şey değildi; belki içimdeki bir eksiklikti.

Renklerle Büyümek: Gerçekten Renk Seçebilir Miyiz?

Bir akşam, günlüklerime şöyle bir şey yazmıştım:

“Bazen bir renge sahip olmanın, aslında hayatı dolaylı yoldan seçmek gibi olduğunu düşünüyorum. Renkler, bizim dünyaya bakış açımızı şekillendiriyor, ve ben sarı ten rengimi seçmek istiyorum. Ama belki de bu bir yanılsama. Sonuçta, rengimiz bizim kimliğimizi mi belirler, yoksa kimliğimiz rengimizi mi?”

O gece uyuyamadım. Sarı ten rengi sorusu kafamı meşgul etmişti ama bir yandan da içimde hissettiğim diğer sorular vardı. Kendini sevme, kabul etme, kimlik arayışı gibi sorular. Hepimiz, içinde yaşadığımız dünyanın renklerini farklı algılıyoruz. Belki de benim için sarı, bir tür umut rengiydi. O renk bana biraz daha sıcaklık, biraz daha samimiyet, biraz daha kendimi tanıma şansı sunuyordu.

Ama ya bu sadece bir hayal kırıklığıydı? Bazen sarı rengini giydiğinde, ya da sarı bir şey gördüğünde, içindeki insana en çok yakışan şeyin ne olduğunu bilemeyebilirsin. Çünkü renkten çok, ona verdiğin anlamla ilgilidir her şey.

Hikayenin Dönüm Noktası: Kimlik Arayışında Bir Kırılma

Bir sabah, Kayseri’nin soğuk havasına rağmen içimde bir sıcaklık vardı. O sabah, caddelerde yürürken, gözlerim yine bir şeyin peşindeydi. Bütün bunları düşündüğümde, “Sarı ten rengi olur mu?” sorusu bana hep böyle hayal kırıklığıyla cevap veriyordu: Belki de renkler, kimliğimizin bir parçası değildi. Belki de bizim kimliğimiz, başkalarının gözlerinden daha farklıydı. Bu fark, bir renkten çok daha derindi.

Bir arkadaşımın bana söylediği bir şey vardı: “Senin rengin, sadece seni tanımlayacak bir şey değil. O sadece dışarıda gördüğün bir şey. İçindeki renkler daha önemli. Sarı değil, seni sarı yapan duygular var.” O an, bir anlamda içimdeki renkleri görmeye başladım. Sarı ten, dışarıdaki bir şeydi; ama içimdeki sarı, sıcaklık ve umutla ilgiliydi. Bu içsel sarıyı bulduğumda, belki dışarıda gördüğüm eksiklikleri de fark etmeye başladım.

Sonunda Ne Oldu? Sarı Ten Rengi Olur Mu?

Bir gün, Kayseri’nin meydanına gitmiştim. Gökyüzü bir yanda griydi ama güneş yavaşça doğuyordu. Bir an, o sarı ışıkların içinde kaybolurken fark ettim: Sarı ten rengi bir kavram değildi. O, sadece beni ben yapan, içimdeki sıcaklıkla ilgili bir şeydi. Renkler, belki de bizim yaşam yolculuğumuzun sadece küçük bir parçasıydı. Gerçekten sarı ten rengi olur muydu? Olmazdı. Ama içimdeki sarıyı bulmak, en azından kendimi kabul etmek, beni kimseyle karşılaştırmadan mutlu etmekti.

Artık, sarı ten rengi arayışımın bittiğini hissediyorum. Hayatımda her renk var, her ton var. Bütün renkler, ruhumda bir arada. Sarı, bana sıcaklık ve umut verirken, diğer renkler de kendi özel yerlerini buluyor. Sarı, bir renk değil; bir anlam. Ve o anlamı bulduğumda, aslında tüm renkleri kabul etmeye başlamıştım.

Sarı ten rengi olmasa da, içimdeki sarıyı bulduğumda, dünyada her şeyin renkleriyle barıştım.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
ilbet yeni girişbetexper güncel girişhttps://betexpergir.net/Türkçe Forum