Prof. Dr. Nevzat KOR kimdir?
İzmir’de sabahın erken saatlerinde, güneş daha Konak’ın üstüne tam yayılmamışken uyanan biri olarak şunu söyleyebilirim: bazı isimler vardır, duyarsın ama zihninde hemen bir “dosya açılmaz”. Sanki beynin “bu kişi önemli ama önce kahvemi içeyim” moduna geçer. Prof. Dr. Nevzat KOR ismi de benim için uzun süre tam olarak böyle bir klasörde duruyordu.
Sonra bir gün, Karşıyaka vapurunda simit yerken, yan masada iki kişinin akademik tartışmasına kulak misafiri oldum. Biri ciddi ciddi “literatürde Nevzat KOR yaklaşımı” gibi bir cümle kurunca, iç sesim anında devreye girdi:
“Tamam, bu isim sıradan değil. Bu işte bir akademik ağırlık var.”
Ve işte o merakla başlayan yolculuk, beni hem kendi düşünce tarzımla hem de akademik dünyanın o biraz ciddi, biraz mesafeli ama bir o kadar da insani tarafıyla yüzleştirdi.
Akademik dünyada Prof. Dr. Nevzat KOR algısı
Prof. Dr. Nevzat KOR kimdir sorusu, aslında sadece bir biyografi arayışı değil; aynı zamanda akademik üretimin nasıl bir emek ve süreklilik istediğini anlamaya açılan bir kapı gibi. Akademik unvanlar dışarıdan bakıldığında biraz “sert” durur. Prof. Dr. deyince insanın aklına otomatik olarak beyaz önlük, kalın kitaplar, sürekli ciddi yüz ifadeleri gelir.
Ama işin içine biraz yakından bakınca şunu fark ediyorsun: o unvanların arkasında çoğu zaman sabahlara kadar süren çalışma, bitmeyen notlar, öğrencilerle yapılan tartışmalar ve “bunu da eklemeliyim mi?” diye uzayıp giden makale taslakları var.
İzmir’de büyümüş biri olarak şunu söyleyebilirim: akademik dünya bazen Alsancak sahilinde yürümek gibi. Dışarıdan bakınca sakin, düzenli ve estetik görünür ama içine girince rüzgârın yönü sürekli değişir.
İç sesim burada yine devreye giriyor:
“Sen bir sayfa makale okuyacaktın, hayat muhasebesine girdin farkında mısın?”
Evet, farkındayım.
Gündelik hayatla akademik figürler arasındaki garip bağ
Şimdi dürüst olalım. Hepimiz bir noktada “akademisyenler nasıl yaşıyor?” diye düşünmüşüzdür. Ben mesela bunu ilk kez üniversite kantininde düşünmüştüm. Bir hocamız aynı anda hem çay içip hem de dizüstü bilgisayarda grafik analiz yapıyordu. Ben de tostumu ısırırken kendi kendime şunu söylemiştim:
“Ben aynı anda iki şeyi yapamıyorum, adam veri çözümleyip çay içiyor.”
Prof. Dr. Nevzat KOR kimdir sorusunu düşünürken de bu sahne aklıma geliyor. Çünkü akademik figürler çoğu zaman bizim gündelik karmaşamızın dışında, daha sistemli bir dünyanın temsilcisi gibi görünür.
Ama sonra şunu fark ettim: aslında o dünya o kadar da uzak değil. Sadece farklı bir hızda çalışıyor.
Benim hayatımda mesela hız şu şekilde:
Sabah: “Bugün çok verimli olacağım”
Öğlen: “Bir kahve içsem kendime gelirim”
Akşam: “Yarın başlarım”
Akademik dünya ise biraz daha farklı:
Sabah: araştırma
Öğlen: araştırma
Akşam: “biraz daha araştırma”
Ve bu fark bile insanı düşündürüyor.
İzmir’den bakınca akademik figürler
İzmir’de yaşamanın en garip yanı şu: her şey biraz daha “rahat ama derin”. İnsanlar çok ciddi görünmez ama herkesin kafasının içinde ayrı bir dünya vardır. Sahilde yürürken bir yandan dondurma yer, bir yandan hayatın anlamını düşünürsün.
Ben bazen bunu akademik dünyaya benzetiyorum.
Prof. Dr. Nevzat KOR kimdir diye düşünürken de aslında zihnimde şöyle bir sahne canlanıyor: Ege Üniversitesi civarında bir kampüste, elinde notlar, öğrencilerle tartışan, aynı anda hem öğretmeye hem öğrenmeye devam eden bir akademik figür.
İç sesim yine araya giriyor:
“Sen şu an bir insanı değil, akademik bir evreni hayal ediyorsun.”
Haklı olabilir.
Ama zaten mesele de bu değil mi? Bazı isimler sadece kişi değildir; bir düşünce biçimini temsil eder.
Akademik dünyanın görünmeyen tarafı
Dışarıdan bakınca akademik hayat biraz düzenli görünür. Ama içine girince durum biraz farklıdır. Bir makale yazmanın bile kendi içinde küçük bir dramı vardır:
Kaynak bulursun
Kaynak kaybolur
Kaynağı tekrar bulursun ama bu sefer başka bir kaynağa bağlanırsın
Sonra “ben ne okuyordum?” diye durursun
Bir keresinde ben de buna benzer bir şey yaşadım. Bir makale okumaya başlamıştım, üç saat sonra YouTube’da “Roma İmparatorluğu’nun günlük yaşamı” videosunda buldum kendimi. Bağlantı nereden geldi, hâlâ bilmiyorum.
Belki de bu yüzden Prof. Dr. Nevzat KOR kimdir sorusu sadece bir isim sorusu değil; aynı zamanda “bilgi nasıl üretilir ve nasıl büyür?” sorusunun da küçük bir yansıması.
Bir gün akademik bir ortamda hayal etmek
Şimdi biraz hayal gücünü açalım. Kendimi bir üniversite dersliğinde düşünüyorum. Tahta, projeksiyon, öğrenciler ve ciddi bir atmosfer.
Hocanın anlatımı:
“Bu yaklaşım literatürde önemli bir kırılma noktasıdır…”
Benim iç ses:
“Ben geçen hafta markette indirimli makarna bulunca bu kadar sevinmemiştim.”
Ama işte akademik dünya böyle bir yer. Hem ciddi hem de içinde sürekli insan hikâyeleri barındırıyor.
Öğrenci-hoca diyaloğu
Bir sahne düşünelim:
Öğrenci: “Hocam bu konu çok karmaşık.”
Hoca: “Karmaşık değil, sistematik.”
Öğrenci (iç ses): “Ben sistematik kelimesini bile yeni öğrendim.”
Ve ben o sırada arka sırada düşünüyorum:
“Ben bugün kahve mi içsem çay mı, onu bile sistematik çözemiyorum.”
İşte Prof. Dr. Nevzat KOR kimdir sorusu bu ortamda daha da anlam kazanıyor. Çünkü akademik figürler, sadece bilgi aktaran kişiler değil; aynı zamanda düşünme biçimini öğreten insanlar.
Akademik ciddiyet ile günlük hayat arasındaki çatlak
İzmir’de deniz kenarında otururken en çok düşündüğüm şeylerden biri şu: insanlar neden bazı konuları çok büyütürken bazılarını küçümser?
Akademik dünya buna güzel bir cevap veriyor aslında: her şey bir bağlam meselesi.
Ama ben bunu kendi hayatıma indirgediğimde durum daha komik oluyor:
Bir sınav: “hayat memat meselesi”
Bir kahve seçimi: “kritik karar”
Bir makale teslimi: “varoluşsal kriz”
Prof. Dr. Nevzat KOR kimdir diye düşünürken de bu bağlam meselesi devreye giriyor. Çünkü bir akademisyeni anlamak, sadece unvanına bakmak değil; ürettiği düşünce dünyasını kavramak demek.
İç sesle tartışma
İç ses: “Sen neden bu kadar düşünüyorsun?”
Ben: “Çünkü başka türlü anlamıyorum.”
İç ses: “Ama bu kadar düşünmek de yorucu.”
Ben: “Haklısın ama ben zaten İzmirliyim, biraz düşünmeden yaşayamıyorum.”
Akademik figürlerin bıraktığı etki
Bazı isimler vardır, doğrudan tanımasan bile zihninde bir yer edinir. Prof. Dr. Nevzat KOR kimdir sorusu da bu kategoriye giriyor. Çünkü akademik dünyada isimler sadece kişileri değil, birikimi, yöntemi ve düşünce tarzını temsil eder.
Bir öğrencinin hayatında böyle isimler şunu yapar:
Düşünme sınırını genişletir
Sorgulama alışkanlığı kazandırır
“Bu böyle mi olmalı?” sorusunu sıklaştırır
Ben kendi hayatımda bunu fark ettiğimde biraz şaşırmıştım. Çünkü ben genelde “bu böyle mi olmalı?” yerine “bu böyle kalsın mı?” sorusunu soruyordum.
Laho olarak “Prof. Dr. Nevzat KOR kimdir” konusunda hazırladığımız bu içeriğin beğeninizi kazandığını umuyoruz. Bir sonraki yazıda buluşmak üzere!
Son düşünceler arasında dolaşmak
Günün sonunda İzmir’de gün batımını izlerken aklımdan geçen şey şu oluyor: bilgi dediğimiz şey aslında çok büyük bir okyanus ve biz onun kıyısında taş topluyoruz. Akademik figürler ise o okyanusun haritasını çizmeye çalışan insanlar gibi.
Prof. Dr. Nevzat KOR kimdir sorusu da bu haritanın bir noktasına bakmak gibi. Belki küçük bir nokta, belki de daha geniş bir alanın parçası.
Ben ise o sırada kendi iç sesimle son bir tartışma yapıyorum:
İç ses: “Bu kadar düşünmek gerekli miydi?”
Ben: “Muhtemelen hayır.”
İç ses: “Peki neden yaptın?”
Ben: “Çünkü bazen anlamak, sadece bakmaktan daha eğlenceli.”
Ve İzmir’in rüzgârı eşliğinde, o düşünce kalabalığı biraz daha sakinleşiyor.