Moğollar Kimlerle Savaştı? – Bozkırın Rüzgârını Durduramayan Güç Bir tarihçi olarak geçmişin tozlu sayfalarını karıştırırken, her dönemde karşımıza çıkan bazı topluluklar vardır ki, yalnızca bir imparatorluk kurmakla kalmaz, insanlığın seyrini de değiştirir. Moğollar bu topluluklardan biridir. At sırtında dünyayı fethetmeye ant içmiş, bozkırın rüzgârını ordularının nefesiyle birleştiren bu halk, yalnızca savaşların değil, tarihsel dönüşümlerin de mimarı olmuştur. Göçebe Bozkırdan Cihan İmparatorluğuna 13. yüzyılın başlarında Cengiz Han’ın liderliğinde birleşen Moğol kabileleri, Orta Asya’nın geniş bozkırlarından yola çıkarak tarihin en büyük kara imparatorluğunu kurdular. Moğolların ilk mücadeleleri kendi topraklarında, Tatarlar, Merkitler ve Naymanlar gibi diğer göçebe kabilelerle oldu. Bu savaşlar, Cengiz Han’ın…
12 YorumEtiket: bir
Kaş Yapayım Derken Göz Çıkarmak Deyim mi? Toplumsal Açıdan Bir Değerlendirme Toplumsal yapıların karmaşıklığını anlamaya çalışan bir araştırmacı olarak, günlük dilde kullandığımız deyimlerin ne kadar derin anlamlar taşıdığını sık sık fark ediyorum. Çünkü dil, yalnızca iletişim aracı değildir; aynı zamanda bir toplumun kültürel hafızası, normlarının yansıması ve ortak deneyimlerinin ürünüdür. “Kaş yapayım derken göz çıkarmak” ifadesi de tam olarak böyle bir deyimdir. Türk Dil Kurumu’na göre bu ifade, “bir şeyi düzeltmeye çalışırken daha kötü hale getirmek” anlamına gelir. Ancak bu basit tanımın ardında, toplumsal ilişkilerin, niyet ile sonuç arasındaki uçurumun ve bireysel eylemlerin sosyal bağlam içinde nasıl değerlendirildiğinin izleri vardır.…
10 Yorum5 Qepik Kaç TL Eder? Küçük Birimlerden Büyük Geleceklere Açılan Kapı “5 qepik kaç TL eder?” sorusu kulağa sıradan, hatta belki biraz da önemsiz gelebilir. Fakat bu basit soru, aslında çok daha büyük bir tartışmanın kapısını aralıyor: Paranın değeri, zamanla nasıl değişir? Küçük birimlerin gelecekteki etkisi ne olabilir? Ve asıl önemlisi, para yalnızca bir değişim aracı mı, yoksa insanlığın toplumsal ve stratejik evriminde yön tayin eden görünmez bir güç mü? Bu yazıda, yalnızca 5 qepik’in bugünkü TL karşılığını değil, onun gelecekteki anlamını da konuşacağız. Erkeklerin analitik hesaplarına, kadınların insan odaklı bakış açılarına ve hepimizin zihnindeki “para” algısına birlikte mercek tutacağız.…
12 YorumBir Psikoloğun Meraklı Gözünden: Görme Engelli Bireyler Çevreyi Nasıl Tanır? İnsan davranışlarını anlamaya çalışan bir psikolog olarak her zaman şu soruyu merak etmişimdir: Görmek, gerçekten anlamak mıdır? Görme duyusuna sahip olmayan bir birey, çevresini nasıl tanır, nasıl algılar, nasıl “öğrenir”? Bu soru bizi, insan zihninin sınırlarını zorlayan büyüleyici bir alana götürür. Çünkü görme engelli bir birey için dünya, gözlerle değil; kulaklarla, ellerle, kalple ve sezgilerle kurulur. Bu yazıda, görme engelli bir bireyin çevreyi tanıma biçimini bilişsel, duygusal ve sosyal psikoloji perspektiflerinden inceleyeceğiz. Bilişsel Psikoloji Perspektifi: Beynin Görmeden Öğrenme Gücü Görme engelli bireyler çevrelerini anlamlandırırken, beynin plastisitesi devreye girer. Beyin, görsel…
8 YorumGrubu Ne Demek? İnsan Zihninin Sosyal Yapılar Üzerinden İnşası Bir psikolog olarak, insan davranışlarını anlamaya çalışırken en çok dikkatimi çeken şey, bireyin asla tek başına anlaşılmaması gerektiğidir. İnsan, her zaman bir grubun parçasıdır — ailesinin, arkadaş çevresinin, iş yerinin, hatta toplumunun. Bu yüzden “Grubu ne demek?” sorusu, yalnızca tanımsal bir merak değil; insan doğasının özüne dokunan bir sorgulamadır. Bir grup, yüzeyde ortak bir amaç ya da etkileşimle bir araya gelen bireylerdir. Ancak psikolojik olarak grup, kimlik, aidiyet, güvenlik ve anlam üretiminin merkezinde yer alır. İnsan, kendini bir grubun aynasında tanır, sınırlarını onun içinde çizer. Bilişsel Psikoloji Perspektifinden Grup: Zihin Nasıl…
14 YorumBir kimyasal formül, bazen geleceğin hikâyesini anlatır. Bugün o formüllerden biriyle konuşmak istiyorum: CaO. Evet, kimyada kalsiyum oksit olarak bildiğimiz bu bileşik, yalnızca bir laboratuvar maddesi değil; geleceğin enerji, çevre ve sürdürülebilirlik vizyonunda sessiz bir devrimci. Hadi gelin, biraz merakla, biraz da hayal gücüyle düşünelim: CaO, geleceğin dünyasında neye dönüşebilir? CaO, yani kalsiyum oksit, geçmişte kireç olarak biliniyordu; gelecekte ise enerji dönüşümünün, karbon yakalamanın ve akıllı şehirlerin temel taşlarından biri olabilir. CaO Ne Demek? Kimyada Sessiz Ama Güçlü Bir Karakter CaO, kimyasal olarak kalsiyum oksittir. Halk arasında “sönmemiş kireç” olarak bilinir. Kalsiyum (Ca) elementiyle oksijenin (O) birleşmesiyle oluşur. Beyaz, toz…
10 YorumKavimler Göçü Hangi Çağ? Felsefi Bir Bakış İnsanın tarih boyunca süregelen arayışı yalnızca var olma değil, anlam bulma arayışıdır. Göç eden bir kavim, yola düşen bir bilinçtir aslında. Kavimler Göçü, yalnızca tarihsel bir olay değil, insanlığın varoluşsal sorgulamasının dışa vurumudur. Bu nedenle soruyu yeniden sormalıyız: Kavimler Göçü hangi çağda gerçekleşti? Belki de bu sorunun cevabı, yalnızca kronolojik bir döneme değil, insan ruhunun değişim evresine işaret eder. Tarihsel Arka Plan: Demir Çağ’dan Orta Çağ’a Geçiş Kavimler Göçü, tarih biliminin sınıflandırmasına göre ilk Çağ’ın sonu ve Orta Çağ’ın başlangıcı olarak kabul edilir. Yaklaşık olarak M.S. 375 yılında, Asya steplerinden gelen Hunların Avrupa’ya…
10 YorumJean-Paul Sartre Nihilist Mi? Eğitim Perspektifinden Bir İnceleme Eğitim, yalnızca bilgi aktarmakla kalmaz, aynı zamanda bireylerin düşünce yapısını dönüştürme gücüne sahiptir. Öğrenciler, öğrenme süreciyle birlikte dünyaya bakış açılarını geliştirebilir, farklı perspektiflerle tanışabilir ve varlıklarını sorgulama fırsatı bulurlar. Bu bağlamda, felsefi düşünceler de eğitim sürecinde önemli bir rol oynar. Özellikle varoluşçu felsefenin öncülerinden biri olan Jean-Paul Sartre’ın düşünceleri, eğitimin dönüştürücü gücünü anlamamıza yardımcı olabilir. Ancak, Sartre’ın felsefesinin genellikle nihilizmle ilişkilendirilmesi, onun bu alandaki yerini sorgulamamıza neden olur. Peki, Sartre nihilist mi? Eğitimci bir bakış açısıyla bu soruya yanıt verirken, Sartre’ın felsefesini öğrenme teorileri, pedagojik yöntemler ve bireysel/toplumsal etkiler çerçevesinde değerlendireceğiz. Sartre…
14 YorumGömme Balkon Emsale Dahil mi? Öğrenmenin Mimariyle Kesiştiği Nokta Bir eğitimci olarak şunu bilirim ki, öğrenme yalnızca sınıfın dört duvarı arasında gerçekleşmez. Her kavram, her kelime, her yapı taşır içinde bir öğrenme fırsatını. “Gömme balkon emsale dahil mi?” gibi teknik bir soru bile, bilgiye nasıl yaklaştığımızı, anlamı nasıl inşa ettiğimizi gösterir. Öğrenme, yalnızca “bilmek” değil, “anlamlandırmak” sürecidir. Tıpkı bir binanın temeline gizlenmiş anlamlar gibi, bilgi de insanın yaşamına sessizce gömülür. Öğrenmenin Yapıtaşları: Bilgiyi İnşa Etmek Pedagojik açıdan her bilgi, bir yapı metaforuyla açıklanabilir. Yapılandırmacı öğrenme teorisi der ki: Birey, bilgiyi dışarıdan almaz, onu kendi deneyimleriyle inşa eder. Tıpkı bir mimarın…
10 YorumGölbaşı Eskiden Nereye Bağlıydı? Siyasal Yapının Derinlerinde Bir Kimlik Arayışı Bir Siyaset Bilimcinin Masasında: Gücün, Kimliğin ve Aidiyetin İncelikleri Siyaset bilimi yalnızca iktidarı anlamakla ilgilenmez; aynı zamanda bir toplumun kendi geçmişiyle kurduğu bağı da çözümler. “Gölbaşı eskiden nereye bağlıydı?” sorusu, ilk bakışta tarihsel bir merak gibi görünür. Ancak bu soru, aslında güç ilişkileri, kurumsal aidiyet ve toplumsal kimlik arasındaki gerilimi açığa çıkarır. Bir yerin “nereye bağlı” olduğu, sadece coğrafi bir konum değil, aynı zamanda siyasal bir yönelimdir. Bu bağlamda Gölbaşı’nın idari tarihine bakmak, Türkiye’deki yerel yönetim ilişkilerinin nasıl kurulduğunu anlamak için küçük ama çarpıcı bir örnek sunar. Tarihsel Bağlam: Gölbaşı’nın…
8 Yorum