Kendime Öz Saygımı Nasıl Kazandım?
Bir gün, hayatımın dönüm noktalarından birinde, kendime olan saygımı yeniden keşfettim. Ne kadar büyüdüğümü ya da değiştiğimi fark ettim, ama bu yolda beni en çok etkileyen şey, sonunda kendimle barışabilmiş olmam oldu.
Bir Sabah, Aynada Karşılaştım
Bir sabah, Kayseri’deki evimin küçük banyonun aynasında gözlerimle karşılaştım. Saat sabahın 7’si, güne erken başlamıştım ama hala uykusuzdum. Gözlerimdeki yorgunluk, belki de içimdeki kırıklığı yansıtıyordu. Bu, son birkaç aydır çokça karşılaştığım bir manzaraydı. Kendime bakarken hep bir eksiklik, bir şeylerin yanlış olduğunu hissediyordum. Hızla geçiştirip aynadan uzaklaşırken, içimdeki boşluğu görebiliyordum; sevmediğim, belki de kaçtığım bir benlik. Kendime hep bir şeyler borçlu hissetmiştim, ama neydi o?
Günler geçtikçe, bu hislerin beni ele geçirmesine izin veremedim. Huzursuzluk, kendimi dış dünyaya karşı savunmasız hissettiren bir yığın duyguyu tetiklemişti. En önemlisi de “Öz saygımı kaybettiğimi” düşünüyordum. Bu düşünce beni uyandıran ilk ses oldu. Kendime, bu durumu değiştirebileceğimi, değerli olduğumu ve kendimle barışmak için adım atmam gerektiğini söylemeye başladım.
Küçük Bir Adım
Hikayemin belki de en önemli anı, küçük bir adım atmamla başladı. Kendimi değersiz hissettiğim bir günde, eski bir defteri buldum. O defter, hayatımın dönüm noktalarından birinde bana yazdığım bir hatırlatma gibi duruyordu. Her zaman yapmayı sevdiğim bir şeydi, yazmak. Bazen duygularımı kelimelere dökmek, içimdeki karışıklığı anlamama yardımcı oluyordu.
Bir sayfayı açtım ve hemen şunları yazdım: “Kendimi daha çok sevmeliyim. Kendimle barışmalıyım. Kendi değerimi anlamalıyım.” Evet, başlarda kelimeler kulağa çok basit gelebilir, ama o an yazarken hissettiğim şey, kendi içimdeki boşluğu biraz olsun doldurmak, iyileştirmeyi istemekti. Kendime dürüst olmak, kendimle yüzleşmek, bir anlamda kendime olan saygıyı yeniden kazanmak için en önemli adım olacaktı.
Zorlu Yollar, Ama Güçlü Hisler
Yol kolay değildi. Her adımda bir zorluk vardı. Kendi içimdeki kırılganlıkla yüzleşmek, bence en zor kısmıydı. Hayat, bazen hayal kırıklıkları ve belirsizliklerle dolu bir yolculuk olabiliyor. Ama her yıkılış, aslında yeniden ayağa kalkmak için bir fırsat sunuyor. Bu süreç, kendime olan saygımı yeniden kazanmak için de tam olarak böyleydi: Yavaşça toparlandım, kendimi affettim.
O gün, ne kadar güçlü olabileceğimi fark ettim. Yaptığım seçimler, bazen doğru olmayabilirdi, ama her durumda kendime karşı dürüst ve nazik olmam gerektiğini kabul ettim. Bu, saygı kazandıkça kendimi daha fazla sevmek anlamına geliyordu. Her hatanın, her düşüşün bir ders olduğunu anladım. Ve en önemlisi, kendimi olduğum gibi kabul etmenin ne kadar önemli olduğunu.
Bir Adım Daha
Zaman geçtikçe, küçük ama değerli adımlar attım. Kendime, etrafımdakilere, hatta başkalarına karşı daha saygılı bir tutum sergilemeye başladım. Kendime zarar veren alışkanlıkları bıraktım, daha sağlıklı seçimler yaptım. Kendimi keşfetmeye başladım. Her gün bir adım daha atmak, büyük değişimlerin bir parçasıydı.
Bir sabah, gözlerimi aynaya dikerek bakarken, gözlerimdeki kırıklığı fark ettim. Ama bu kez o kırıklık, bir acıdan ziyade, beni şekillendiren bir hatıra gibi geliyordu. Artık o kırıklıkta gücü buluyordum. Kendime güvenmeye başlamıştım.
Kendime Duyduğum Saygıyı Her Gün Yeniden Keşfetmek
Bugün, kendime saygımı her gün yeniden keşfetmeye devam ediyorum. Zaman zaman hâlâ eski alışkanlıklarım geri gelmeye çalışsa da, her bir adımın değerini anlıyorum. Kendi değerimi bilmek, dünyaya daha sağlam bir şekilde adım atmamı sağlıyor. Kendime olan saygı, sadece bir anlık bir durum değil, bir süreç. Her gün kendimle barışmak, kendimi olduğu gibi kabul etmek, kendimi sevmek… İşte bu yüzden, kendime saygı kazandım.
Birçok kişi, öz saygıyı dışarıda bir yerlerde arar. Ama en büyük keşif, aslında içimizde saklı. Kendimize değer vermek, kendimizi sevmenin anahtarıdır. Çünkü ben, her şeyden önce kendimi sevmek zorundayım, çünkü bu dünyada beni en çok tanıyan kişi ben oluyorum.