İçeriğe geç

Eşitlik eki ne demek ?

Eşitlik eki ne demek? Kayseri’de bir defterin içinde başlayan hikâye

Sizi Laho’da “Eşitlik eki ne demek” konusuyla ilgili özenle hazırlanmış bu içeriğe bekliyoruz.

Bugün eski defterlerimi karıştırırken sayfaların arasından düşen bir cümle beni olduğum yerde durdurdu. Kayseri’nin soğuk akşamlarından biriydi, odamın camına hafif bir buğu çökmüş, sokaktan geçen arabaların sesi uzaktan geliyor, evin içi ise garip bir sessizliğe bürünmüştü. O defterin sayfasında tek bir cümle vardı: “Benim için her şey eşitlik eki ne demek? sorusuna verdiğim cevap kadar basit değil.”

O an içimde bir şey sıkıştı. Çünkü o cümleyi yazdığım günü hatırladım. Ve o gün, aslında bir dil bilgisi konusundan çok daha fazlasını yaşıyordum.

Bir ders, bir cümle ve içimde kalan boşluk

O zamanlar 25 yaşındaydım, hâlâ üniversite sonrası hayatın nereye gideceğini anlamaya çalışıyordum. Günlük tutmak benim için bir alışkanlıktan çok, içimi toparlama şekliydi. Duygularımı insanlara anlatmakta zorlanıyordum ama defter bana hep sabırlı davranıyordu.

Bir gün Türkçe dersine hazırlanan bir öğrencinin anlatımını dinlemiştim. “Eşitlik eki ne demek?” diye soruyordu. Öğretmen ise basitçe açıklamıştı: kelimelere “-ce, -ca, -çe, -ça” eklenerek benzerlik, eşitlik ya da bir bakış açısı kazandıran bir yapı.

Ama o an benim aklımda kalan şey dil bilgisi değil, bu ekin bana hissettirdiği şey olmuştu. “Bence”, “sence”, “bizce”…

Her biri bir kişinin dünyasını anlatıyordu. Ve ben o gün kendimi en çok “bence”lerde yalnız hissetmiştim.

“Bence”lerin içinde kaybolmak

O dönem birini seviyordum. Her şey çok yeni, çok taze ve bir o kadar da kırılgandı. Konuşmalarımızda sürekli “bence” kelimesi geçiyordu.

“Bence bugün görüşmeyelim.”

“Bence biraz zamana bırakalım.”

“Bence sen çok duygusalsın.”

Her “bence” cümlesi, sanki aramıza görünmez bir duvar örüyordu. Ben ise her seferinde o duvarın önünde durup aynı şeyi düşünüyordum: Eşitlik eki ne demek? Eğer “bence” onun dünyasını anlatıyorsa, benim hislerim nerede duruyordu?

O gün defterime uzun uzun yazmıştım. Yazarken elim titriyordu. Çünkü fark ediyordum ki dil sadece anlatmıyordu, aynı zamanda mesafe koyuyordu.

Kayseri sokaklarında düşünmek

Bir akşam, Erciyes’in soğuk rüzgârı şehre inmişken yürüyüşe çıktım. Kulaklarımda müzik yoktu, sadece kendi düşüncelerim vardı. Kayseri’nin dar sokaklarında yürürken insanlar hızlı adımlarla evlerine gidiyordu. Herkesin bir yere yetişme telaşı vardı ama benim hiçbir yere yetişmem gerekmiyordu.

O an aklımda yine aynı soru dönüyordu: Eşitlik eki ne demek?

Kendi kendime cevap vermeye çalıştım. “Belki de bir şeyi kendi bakış açına göre söyleme biçimidir,” dedim içimden. Ama bu cevap bana yetmedi. Çünkü mesele sadece dil değildi. Mesele, insanların birbirine ne kadar eşit mesafede durduğuydu.

O yürüyüşte içimde garip bir umut da vardı. Belki de bazı cümleler, gerçekten insanları yakınlaştırmak içindi. “Bizce” dediğimizde, belki de biraz daha ortak bir dünya kuruyorduk.

Bir defterin sayfalarında büyüyen farkındalık

Eve döndüğümde tekrar defterimi açtım. Sayfalar arasında kaybolmuş kelimeler bana geçmişimi gösteriyordu. O gün yazdığım cümleler arasında şunu fark ettim: ben aslında sürekli kendimi açıklamaya çalışıyordum.

“Eşitlik eki ne demek?” sorusu, benim için artık bir dil bilgisi sorusu olmaktan çıkmıştı. Daha çok, insanların birbirini nasıl anladığıyla ilgili bir soruya dönüşmüştü.

“Bence”ler arasında kaybolurken aslında kendi sesimi kaybettiğimi hissetmiştim. Ve bu his, içimde sessiz bir hayal kırıklığı bırakmıştı.

Ama aynı zamanda küçük bir umut da vardı. Çünkü dilin bu kadar ince anlamlar taşıması, insanın kendini yeniden kurabileceği anlamına geliyordu.

Bir konuşma, bir kırılma anı

Aylar sonra o kişiyle son bir konuşma yaptık. Hava yine soğuktu, Kayseri’nin kışa yaklaşan sertliği her yere sinmişti. Konuşma kısa sürdü ama içimde uzun sürdü.

“Bizce yürümüyor,” dedi.

O an hiçbir şey söylemedim. Çünkü kelimelerin ağırlığını ilk kez bu kadar net hissediyordum. “Bizce” kelimesi bile artık bana yabancıydı.

Eve döndüğümde defterimi açmadım. Yazacak gücüm yoktu. Sadece oturup düşündüm: Eşitlik eki ne demek? Eğer “bizce” bile bizi aynı noktaya getiremiyorsa, eşitlik gerçekten var mıydı?

Suskunlukta büyüyen anlam

O geceden sonra bir süre yazmadım. Ama dil hep zihnimdeydi. İnsanların nasıl konuştuğu, nasıl uzaklaştığı, nasıl yaklaştığı…

Sonra bir gün yeniden yazmaya başladım. Bu kez daha sakin, daha kabul etmiş bir şekilde.

Eşitlik eki bana artık şunu anlatıyordu: Herkesin kendi bakış açısı var ama bazen bu bakış açıları birbirine değmeden yan yana durabiliyor.

Ve bu düşünce beni ne tamamen mutlu etti ne de tamamen üzdü. Sadece gerçekti.

Bugüne dönerken

Şimdi o defteri elimde tutarken, o günleri yeniden yaşıyorum. Kayseri’nin sessiz akşamları, sokak lambalarının altında yürüdüğüm o uzun yollar, içimde sürekli dönen sorular…

Eşitlik eki ne demek? sorusu artık bana sadece bir dil bilgisi konusu gibi gelmiyor. Daha çok insanların birbirini anlamaya çalışırken kurduğu köprüleri hatırlatıyor.

Bazı köprüler sağlam oluyor, bazıları ise yarım kalıyor. Ama hepsi bir şekilde insanın içinde iz bırakıyor.

Son kalan his

Defteri kapatırken içimde ne tamamen bir huzur var ne de tamamen bir kırgınlık. Sadece geçmişin sessiz bir ağırlığı var.

Belki de eşitlik dediğimiz şey, herkesin aynı şeyi hissetmesi değil; herkesin kendi hissettiğini kabul edebilmesi.

Ve ben bunu en çok, o küçük dil bilgisi sorusunu ilk duyduğum günden beri anlıyorum.

Benzer Konular: İş yerim ne demek ?

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
ilbet yeni girişbetexper güncel girişhttps://betexpergir.net/